KASIM AYI ŞEHİTLERİ | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT NECİP ALTINOK 21 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT EKREM ENVER KOCAMAN 21 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT İLHAMİ GÖKKOCA 21 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HÜSEYİN TARHAN 21 KASIM 1980 | MERİÇ DİKİCİ 22 KASIM 1979 | KAYHAN HAKAN IŞIK 22 KASIM 1993 | DURSUN ÖNKUZU 23 KASIM 1970 | ÖMER GÜLPOLAT(GÜRPINAR) 23 KASIM 1979 | MÜRSEL BAĞ 23 KASIM 1979 | RECEP ŞİRVAN 24 KASIM 1976 | OSMAN ŞAHİN 26 KASIM 1978 | OSMAN DİKİCİ 26 KASIM 1979 | MEHMET KOYUNCU 26 KASIM 1979 | YILMAZ DEMİR 26 KASIM 1979 | ERSEN GÜNDÜZ 26 KASIM 1979 | AHMET BAHAR 27 KASIM 1976 | FATMA YILMAZ 27 KASIM 1978 | CAHİT AÇIKBAŞGİL 27 KASIM 1979 | SÜLEYMAN TOPAK 28 KASIM 1979 | ALAADDİN GÜVENLER 29 KASIM 1978 | MEHMET YAŞAR MAĞAT 29 KASIM 1978 | MUSTAFA MAĞAT 29 KASIM 1978 | FATİH NUSRET SEVEN 29 KASIM 1979 | MEHMET SEBZECİ 29 KASIM 1980 | NİHAT BAYRAM BAYIK 30 KASIM 1978 | SELAHATTİN ŞİMŞEK 30 KASIM 1979 | MEHMET KOŞMAZ 30 KASIM 1979 | BAYSAL ŞEN 30 KASIM 1979 | ATİLLA ÖZKAN 30 KASIM 1979 | ERTUĞRUL KAYA 30 KASIM 1995 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HAMDİ CELAYİR 1 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HIZIR MEHMET EKMEKÇİ 1 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ARSLANHAN ALTAN 1 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HASAN KARAMANOĞLU 1 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT TURGUT DEMİRKAYA 1 KASIM 1988 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN KORKMAZ 2 KASIM 1975 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA ANTEP 2 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YAKUP İNAN 2 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ALPARSLAN GÜMÜŞ 3 KASIM 1975 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ABDULLAH KÜÇÜK 3 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MEHMET KESKİN 3 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MEHMET KURU 3 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ÖMER BOZKURT 3 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ADİL KALAY 3 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MUSA KAYA 3 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ABDULLAH ÇATLI 3 KASIM 1996 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MUSTAFA BAŞOĞLU 4 KASIM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MEHMET ÇAPAR 4 KASIM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT AYHAN ERDOĞAN 4 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ YUSUF YAVUZ 4 KASIM 1991 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YAŞAR ÖZCİVLEZ 5 KASIM 1975 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HİKMET KILIÇ 5 KASIM 1975 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT AHMET BAYLAZ 5 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ATTİLA ŞAHİN 5 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT SELAHATTİN VERGİLİ 5 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ALİ AKÇAM 6 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HALİL İBRAHİM SEFİ 6 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALİ ACUN 7 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET CURA 7 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞÜKRÜ DEŞİK 7 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALİ YAŞAR GÜNAYDIN 7 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ZEKİ KAYA 7 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET KANDEMİR 7 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ASLAN SİVRİ 8 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ COŞKUN TÜRKMEN 8 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ BEKİR BAĞ 8 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT AHMET ARAZ 9 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT CEMAL ÖZSEMERCİ 9 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT AHMET SARPKAYA 9 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HALİT AĞZIKIRIK 9 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HASAN ŞİMŞEK 9 KASIM 2010 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT CELAL DURMUŞ 10 KASIM 1976 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ATTİLA KURTULUŞ 10 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ÖMER KARAOSMANOĞLU 10 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ İBRAHİM KUL 10 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HÜSNÜ ÖZALTINDERE 10 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT CAVİT SEVGÜ 10 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT NURETTİN ASLAN 10 KASIM 1981 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MUAMMER YALÇIN 10 KASIM 1985 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT RAMAZAN ABİŞ 11 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET TEKNELİ 11 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YAŞAR TOPÇU 12 KASIM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ÖMER DAĞLI 12 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT NİHAL ÇİZMECİOĞLU 12 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ARİF ÜZÜM 12 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT NECATİ ÇONGER 13 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ORHAN ÖZBAY 13 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT TURAN TEKİN TONGAÇ 13 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT SEYFETTİN GÜNAY 13 KASIM 1979 | ÖMER UYAN 13 KASIM 1985 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YAHYA AKTAŞ 14 KASIM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT CİHAN DUMAN 14 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT İSMAİL AYDIN 14 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT VELİ YORGANCI 14 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT İSMAİL ARSLAN 15 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MUSTAFA YARDIMCI 16 KASIM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT AHMET ADNAN TAŞDELEN 16 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT CENGİZ BOĞATEKİN 16 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ABDULKADİR TOMA 16 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT CEMAL VATANSEVER 16 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT METİN ÖZCAN 17 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HALİL SUCU 17 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MUSA KEMER 17 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT İLYAS ERSAYIN 17 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT METİN ALDEMİR 18 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YAŞAR CANİKLİGİL 18 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HASAN YILDIZ 18 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT GÜLTEKİN ERTAN 19 KASIM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HİKMET AY 19 KASIM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT SADIK YILMAZ 19 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT OSMAN GÜNAYDIN 19 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT NECATİ ÇAKMAKÇI 19 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT İLHAN EGEMEN DARENDELİOĞLU 19 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MEHMET BAŞAK 20 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MEHMET ŞÜKRÜ CENGİZ 20 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ŞAKİR BALTA 20 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT İSMAİL TIĞLI 21 KASIM 1975 | KASIM AYI ŞEHİTLERİ

ÜLKÜCÜ ŞEHİT AHMET ÇOLAK

TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT AHMET ÇOLAK
3 FOTOĞRAF
  • ŞEHİT OLDUĞU TARİH: 3 TEMMUZ 1980
  • ŞEHİT EDİLDİĞİ YER: ORDU
  • DOĞDUĞU YER: NİĞDE
  • MESLEĞİ: POLİS
PAYLAŞ f 𝕏 W

🕊️ RUHUNA FATİHA VE YASİN OKU

Şehidimizin aziz ruhu için aşağıdaki duaları dinleyebilirsiniz.
Başlattığınız an "Okundu" sayısına işlenecektir.

📖
FATİHA SURESİ Şimdiye kadar 3 kişi okudu
📖
YASİN SURESİ Şimdiye kadar 1 kişi okudu
FOTOĞRAF GALERİSİ 2 GÖRSEL
TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT AHMET ÇOLAK TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT AHMET ÇOLAK

"Bir adamın en büyük direnişi, düşmanın ona zorla kazdırdığı çukurda bile gökyüzüne bakabilmesi ve imanın huzurunu kaybetmemesidir."

KİMLİĞİ VE YÜKSEK DİK DURUŞ

Niğde’nin sarp coğrafyasında doğmuş, ancak kaderin çizdiği yolda, milletine hizmet etme yeminiyle bir Polisin kutsal üniformasını giymişti. Adı Ahmet Çolak’tı. Bir Ülkücü Şehit olarak, sadece bir memur değil, 1980 yılının karanlık günlerinde dahi görevinin mukaddes gereğini ifadan asla çekinmeyen bir adanmışlık abidesiydi. Onun varlığı, Ordu’nun Fatsa ilçesinde, düzeni ve inancı temsil eden sarsılmaz bir kale demekti.

ÇULLU TEPESİNDE BAŞLAYAN ZULÜM

Takvimler 3 Temmuz 1980’i gösterdiğinde, Fatsa Cumhuriyet Meydanı’ndan koparılıp, Çullu Tepesi’nin ıssızlığına sürüklendi. Tarihin ender rastladığı o hazin sahneye, tepenin asırlık ağaçları tanıklık ediyordu. Halkevi mensupları, vicdanları körleşmiş bir karar vermişti: Bir Polisi, kendi elleriyle kazacağı mezara diri diri gömmek. Cellatlar, Sadi Ekis ve Cemal Yakan isimli devrimcilerdi; ellerinde sadece silah değil, insanlığa dair en ilkel nefretin mühürü vardı.

KAZMA VE KADER

Niğdeli Yiğit, Çullu Tepesi’ne getirildiğinde eline kazma verildi. Kanlı bir komedi başlıyordu. İşkenceciler birkaç soru sordu; o ise kelimelerin en keskin kılıcını seçti: Sessizliği. Sadi’nin öfkeden titreyen sesi, eski bir hadiseyi (hastaneye götürülen şoförü) hatırlattı. Polis Ahmet Çolak ne duyuyor, ne konuşuyordu. Ter içinde toprağı kazarken, bakışları büyük bir ümitle Fatsa’ya, umudun son ışığı olarak beklediği bir ekip arabasına ya da yiğit birkaç Fatsalı gence kayıyordu. Ama umut tükenmişti.

Artık hayatta kalmasını sağlayacak hiçbir fiziksel yolun kalmadığını biliyordu. Çevresinde yaklaşan ölümün soğuk gölgesini görüyordu. Ancak bu korkunç kesinlik, onu çaresizliğe değil, bilakis, devrimcilerin asla anlayamayacağı değişik bir şuur haline, yüce bir kabullenişe taşıyordu.

İNANCIN KARESİ VE SON TEBESSÜM

Ahmet Çolak'ın yüzündeki o acı tebessüm, onu izleyen zalimlerin sinirlerini alt üst ediyordu. Bu, bir kurbanın çaresizliği değil, inancı tam bir Müslüman’ın, Allah’sızlığın bunalımına duymuş olduğu acımaydı. Zira o, her şeyin Allah’tan olduğuna inanmış, en ufak bir acıma beklemediği gibi, neredeyse cellatlarına acır vaziyetteydi. O an, ölümün fani bir son değil, Hakka kavuşmak olduğunu idrak ediyordu.

Geçen hafta okuduğu İhya kitabındaki Hadis-i Şerif’i hatırladı, ölüm anının dehşetini bilmesine rağmen, İnanmışlar için o anın güzelliğini yaşıyordu. Kabir, onun için bu dünyadan daha güzel bir aleme, Nur’a açılan bir kapıydı.

O, biraz sonra diri diri gömüleceği mezarı kazan bir mahkûm değil, o yüce fikirlerin verdiği güçle sanki bir çiçek bahçesinden çiçek toplayan, huzurlu bir insan görünümündeydi. Bu hayret verici tavır, tarihin en korkunç zulmünü işlediklerinden bihaber olan devrimcileri çileden çıkarıyor; ellerinde silahlar olmasına rağmen, asıl korku ve şuursuzluk onların ruhlarına yayılıyordu.

SON DİRENİŞ VE ZULME RIZA ZULÜMDÜR

Yorulmuştu. Kazdığı mezarın toprağı omzuna ağır geliyordu. Sadi’nin titrek bir sesle "durmasana" diye bağırması ve elindeki tabanca dipçiğini çenesine indirmesiyle dişleri kanadı, kan ağzından akmaya başladı. Yere yıkıldı, sonra doğruldu. Cellatlar ne söyleyecek diye merakla bekliyordu.

O ise onlara hiç bakmadı. Sadece uzakta görünen Fatsa’ya ve Büyük Cami’nin minaresine çevirdi gözlerini. İçinden, bir manifesto gibi fısıldandı: "Zulme rıza zulümdür."

Etrafındaki karartı şeklindeki zalimleri umursamadan, göz ucuyla çenesine inen Sadi’nin elindeki silaha baktı; o, kendi hizmet silahıydı. Toprakları mezardan çekmeye devam etti. Son hatırladığı, toprakla başlayıp toprağa dönecek olan hayatın ilahi kanununu anlatan o yüce ayetti: "Sizi toprak’tan halk ettik, yine toprağa döndürecek ve yine tekrar Oradan dirilteceğiz."

EŞSİZ ŞEHADET VE AHIN YANKISI

O, imansız gitmemek için direndi; kafasına ve sırtına inen demir sopalarla bitap bir durumdaydı. Son gücüne kadar mücadele etti, ta ki elbiseleriyle birlikte, henüz ruhunu teslim etmemişken mezara gömülene dek.

Katiller birer sigara yakıp Çullu Tepesi’nden ayrılırken, toprak altından gelen o hazin uğultuyu vadideki ağaçlar, kuşlar ve esen rüzgâr duydu; ancak kendilerini kurtarıcı, özgürlükçü görevler üstlendiğine inanan, vicdanları körelmiş devrim savaşçıları duymadı.

Onlar zulümle çikolata götürmenin farkında değillerdi. Ama Ahmet Çolak’ın inancı, sonsuzluğa gömülmüştü. Aradan dört ay geçti. Şehit Polisin ruhu, ahının yerde kalmadığına şahit oldu.

Sadi, keşif için mezar başına getirildiğinde kaçmaya yeltenmiş; ancak Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu bir yüzbaşının kurşunu ile beyni parçalanarak, tam da o kutsal toprağın yanı başında can vermişti. Diğer cellatlar ise 11 Temmuz’daki operasyonda jandarma ile çatıştıkları ormanlarda, adalet tarafından yakalanarak yok ediliyordu.

Ahmet Çolak, şehit edilerek ölümsüzleşmiş, geride bıraktığı zulme rıza göstermeme yemini, vatan toprağının en yüksek tepesinde bir destana dönüşmüştü.

"Toprak, onu diri diri gömenlerin değil; Hakk'a kavuşmayı bekleyen inançlı bir yiğidin ebedi sığınağı ve zalimlerin asla kazanamayacağı büyük bir zaferin nişanesi oldu."

← Ana Sayfaya Dön