KASIM AYI ŞEHİTLERİ | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ASLAN SİVRİ 8 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ COŞKUN TÜRKMEN 8 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ BEKİR BAĞ 8 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT AHMET ARAZ 9 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT CEMAL ÖZSEMERCİ 9 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT AHMET SARPKAYA 9 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HALİT AĞZIKIRIK 9 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HASAN ŞİMŞEK 9 KASIM 2010 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT CELAL DURMUŞ 10 KASIM 1976 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ATTİLA KURTULUŞ 10 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ÖMER KARAOSMANOĞLU 10 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ İBRAHİM KUL 10 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HÜSNÜ ÖZALTINDERE 10 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT CAVİT SEVGÜ 10 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT NURETTİN ASLAN 10 KASIM 1981 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MUAMMER YALÇIN 10 KASIM 1985 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT RAMAZAN ABİŞ 11 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET TEKNELİ 11 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YAŞAR TOPÇU 12 KASIM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ÖMER DAĞLI 12 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT NİHAL ÇİZMECİOĞLU 12 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ARİF ÜZÜM 12 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT NECATİ ÇONGER 13 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ORHAN ÖZBAY 13 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT TURAN TEKİN TONGAÇ 13 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT SEYFETTİN GÜNAY 13 KASIM 1979 | ÖMER UYAN 13 KASIM 1985 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YAHYA AKTAŞ 14 KASIM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT CİHAN DUMAN 14 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT İSMAİL AYDIN 14 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT VELİ YORGANCI 14 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT İSMAİL ARSLAN 15 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MUSTAFA YARDIMCI 16 KASIM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT AHMET ADNAN TAŞDELEN 16 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT CENGİZ BOĞATEKİN 16 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ABDULKADİR TOMA 16 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT CEMAL VATANSEVER 16 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT METİN ÖZCAN 17 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HALİL SUCU 17 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MUSA KEMER 17 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT İLYAS ERSAYIN 17 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT METİN ALDEMİR 18 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YAŞAR CANİKLİGİL 18 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HASAN YILDIZ 18 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT GÜLTEKİN ERTAN 19 KASIM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HİKMET AY 19 KASIM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT SADIK YILMAZ 19 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT OSMAN GÜNAYDIN 19 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT NECATİ ÇAKMAKÇI 19 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT İLHAN EGEMEN DARENDELİOĞLU 19 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MEHMET BAŞAK 20 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MEHMET ŞÜKRÜ CENGİZ 20 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ŞAKİR BALTA 20 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT İSMAİL TIĞLI 21 KASIM 1975 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT NECİP ALTINOK 21 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT EKREM ENVER KOCAMAN 21 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT İLHAMİ GÖKKOCA 21 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HÜSEYİN TARHAN 21 KASIM 1980 | MERİÇ DİKİCİ 22 KASIM 1979 | KAYHAN HAKAN IŞIK 22 KASIM 1993 | DURSUN ÖNKUZU 23 KASIM 1970 | ÖMER GÜLPOLAT(GÜRPINAR) 23 KASIM 1979 | MÜRSEL BAĞ 23 KASIM 1979 | RECEP ŞİRVAN 24 KASIM 1976 | OSMAN ŞAHİN 26 KASIM 1978 | OSMAN DİKİCİ 26 KASIM 1979 | MEHMET KOYUNCU 26 KASIM 1979 | YILMAZ DEMİR 26 KASIM 1979 | ERSEN GÜNDÜZ 26 KASIM 1979 | AHMET BAHAR 27 KASIM 1976 | FATMA YILMAZ 27 KASIM 1978 | CAHİT AÇIKBAŞGİL 27 KASIM 1979 | SÜLEYMAN TOPAK 28 KASIM 1979 | ALAADDİN GÜVENLER 29 KASIM 1978 | MEHMET YAŞAR MAĞAT 29 KASIM 1978 | MUSTAFA MAĞAT 29 KASIM 1978 | FATİH NUSRET SEVEN 29 KASIM 1979 | MEHMET SEBZECİ 29 KASIM 1980 | NİHAT BAYRAM BAYIK 30 KASIM 1978 | SELAHATTİN ŞİMŞEK 30 KASIM 1979 | MEHMET KOŞMAZ 30 KASIM 1979 | BAYSAL ŞEN 30 KASIM 1979 | ATİLLA ÖZKAN 30 KASIM 1979 | ERTUĞRUL KAYA 30 KASIM 1995 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HAMDİ CELAYİR 1 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HIZIR MEHMET EKMEKÇİ 1 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ARSLANHAN ALTAN 1 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HASAN KARAMANOĞLU 1 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT TURGUT DEMİRKAYA 1 KASIM 1988 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN KORKMAZ 2 KASIM 1975 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA ANTEP 2 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YAKUP İNAN 2 KASIM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ALPARSLAN GÜMÜŞ 3 KASIM 1975 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ABDULLAH KÜÇÜK 3 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MEHMET KESKİN 3 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MEHMET KURU 3 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ÖMER BOZKURT 3 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ADİL KALAY 3 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MUSA KAYA 3 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ABDULLAH ÇATLI 3 KASIM 1996 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MUSTAFA BAŞOĞLU 4 KASIM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MEHMET ÇAPAR 4 KASIM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT AYHAN ERDOĞAN 4 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ YUSUF YAVUZ 4 KASIM 1991 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YAŞAR ÖZCİVLEZ 5 KASIM 1975 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HİKMET KILIÇ 5 KASIM 1975 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT AHMET BAYLAZ 5 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ATTİLA ŞAHİN 5 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT SELAHATTİN VERGİLİ 5 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ALİ AKÇAM 6 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HALİL İBRAHİM SEFİ 6 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALİ ACUN 7 KASIM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET CURA 7 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞÜKRÜ DEŞİK 7 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALİ YAŞAR GÜNAYDIN 7 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ZEKİ KAYA 7 KASIM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET KANDEMİR 7 KASIM 1980 | KASIM AYI ŞEHİTLERİ

ÜLKÜCÜ ŞEHİT SÜLEYMAN ÖZMEN

ÜLKÜCÜ ŞEHİT SÜLEYMAN ÖZMEN
3 FOTOĞRAF
  • ŞEHİT OLDUĞU TARİH: 23 MART 1970
  • ŞEHİT EDİLDİĞİ YER: ANKARA
  • DOĞDUĞU YER: ÇORUM-SUNGURLU
  • MESLEĞİ: ÖĞRENCİ
PAYLAŞ f 𝕏 W

🕊️ RUHUNA FATİHA VE YASİN OKU

Şehidimizin aziz ruhu için aşağıdaki duaları dinleyebilirsiniz.
Başlattığınız an "Okundu" sayısına işlenecektir.

📖
FATİHA SURESİ Şimdiye kadar 5 kişi okudu
📖
YASİN SURESİ Şimdiye kadar 2 kişi okudu
FOTOĞRAF GALERİSİ 2 GÖRSEL
ÜLKÜCÜ ŞEHİT SÜLEYMAN ÖZMEN ÜLKÜCÜ ŞEHİT SÜLEYMAN ÖZMEN

“Bazılarının ömrü, bir çağın kapısını kapatıp yeni bir destanın perdesini açmak için yazılır. Süleyman, 22 yıllık kısacık hayatına bir milletin cesaretini sığdırdı.”

YETİMLİĞİN HİKMETLE TAÇLANDIRDIĞI YÜREK

Çorum’un Sungurlu ilçesinde, 1948 yılında, adını tarihin sayfalarına altın harflerle yazdıracak bir fidandı o. Ülkücü Şehit Süleyman Özmen. O, henüz 22 yaşındaydı; hayatının baharında, bir milletin kaderini omuzlamaya hazırlanıyordu. Annesi Emine Özmen’in gözünden, onun hikayesi yetimliğin gölgesinden doğan bir erdem tablosuydu: “Oğlum yetim büyüdü; ama kendini çok iyi yetiştirdi.” Çevresinde muti, sevecen, cana yakın vefasıyla tanınan bu delikanlı, manevi bir derinliğe sahipti. İlkokul çağını bitirmeden Kur’an’ı hatmetmişti. Akşamları, annesinin dizinin dibinde, güzel sesiyle Kur’an okuyarak, ruhunu ve geleceğini besliyordu.

Süleyman, sadece ahlakıyla değil, boylu poslu, yakışıklı duruşuyla da dikkat çekiyordu. Onun ruhundaki bu derinlik, Prof. Dr. Turan Güven’in hatıralarına sinmişti; Sultanahmet Camii’nde bir Cuma namazı esnasında, Gönenli Mehmet Efendi’nin hutbesinde gözyaşlarına boğulan o genç, imanın çelikleştiği bir yüreğin sahibiydi.

ADANMIŞLIĞIN İSTANBUL'DAN ANKARA'YA YOLCULUĞU

O bir İstanbul aşığıydı, Sultanahmet’in manevi ikliminde büyümüştü. Ancak kader, 1966 yılında onu başkente, ateşe doğru çağırdı. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni kazandığında, henüz 18 yaşındaydı. Annesinden aldığı helallik ve arkasından gelen dualarla çıktı yola. Gurbet, okumaya olan düşkünlüğü ve tertemiz arkadaşlıklar sayesinde ilk başta bir cennet gibiydi.

Lakin o güzel günler hızla son buldu. 1968 yılının baharında, ülkenin üzerine ihanetin karabulutu çöktü. Öğrenci hareketlerinin zehirli dalgaları, ülkesini seven gençliğin üzerine bir fırtına gibi indi. Artık üniversite, ilim yuvası olmaktan çıkmış, bir savaş meydanına dönmüştü. Yurt baskınları, fakülte işgalleri, sokak ortasında maruz kalınan yaylım ateşleri, hayatın sıradan bir parçası haline gelmişti. Vatanın bağımsızlığına göz diken Çin Komünizmi’nin paralı uşakları ve Rus Çar’larının yerli işbirlikçileri, okuma, barınma ve yaşama haklarını genç Türk milliyetçilerinin elinden gasp etmeye başlamıştı.

YIL: 1970 – BİR KAHRAMANLIK YEMİNİ

Yıl 1970’ti. Ülke, anarşinin kol gezdiği, Allahsız ve devletsiz bir düzenin kurulmaya çalışıldığı karanlık bir eşikteydi. Fakat Süleyman ve arkadaşları, göğüslerini bu hayasızca akına siper etmeye kararlıydı. İlk kahramanlık yemini, yurtların arasındaki meydanda edildi. Komünist militanlar, bir ülküdaşı sıkıştırmışken, Süleyman hiç tereddüt etmeden, canı pahasına olaya müdahil oldu ve arkadaşını kurtardı. Bu cesaretin bedelini ödeyeceğini bilen dört arkadaşı, onu da yanlarına alarak yurttan ayrıldı.

17 Mart gecesi, yeni evlerinde, ertesi gün tutacakları Muharrem orucu için sahura kalkmışlardı. Şiddetle çalınan kapı, bir felaketin habercisiydi: Ankara Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’nda ülküdaşları üç gündür kuşatma altındaydı. Aç, susuz ve rehin kalmışlardı. Gözlerini imanın ışığıyla açan bu genç yürekler, duayı bitirir bitirmez yola koyuldu.

ATEŞ ÇEMBERİNE YÜRÜYÜŞ VE SON ORUÇ

Tarihi Türk Ocağı binası önünde toplanan yaklaşık 300 ülkücü öğrenci, mahsur kalan kardeşlerini kurtarmak için harekete geçti. Süleyman, bu fedai grubun ön saflarındaydı. Yanlarında bir toplu iğne dahi yoktu; sadece kalplerinde yanan vatan aşkı vardı.

18 Mart 1970 günü, o an geldi. Süleyman Özmen ve iki ülküdaşı, kuşatma altındaki yurtlara peynir, zeytin ve ekmek ulaştırarak açlık çeken kardeşlerinin direncini kırmamaya ant içmişti. O, sahurda fakülte kantininde bulduğu birkaç çekirdeksiz üzümle niyetlendiği orucunu taşırken, üzerine kızıl bir ateş açıldı.

Polislerin gözü önünde, namertçe atılan kızıl kurşunlardan biri Süleyman’ın sırtına saplandı. Yetmezmiş gibi, kız yurdundan atılan taşlardan biri de suratına isabet ederek onu ağır yaraladı. O, sırtından vurulduğu o an, düşmanına sadece ekmek ve zeytin taşıyan bir kahramandı.

BEYAZ ÖLÜM VE ÖLÜMSÜZLÜĞÜN BAŞLANGICI

Ağır yaralı Süleyman, derhal Numune Hastanesi’ne kaldırıldı. Beş uzun gün ve gece boyunca, ülküdaşları hastane kapısından bir an olsun ayrılmazken, o genç bedeniyle ölüme meydan okudu. Ancak ilahi takdir tecelli etti. 23 Mart’ı 24 Mart’a bağlayan o gecenin sabahında, 22 yaşında, hayatının baharında, şahadet mertebesine ulaştı. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun deyişiyle, “Büyük Turan Ülkücüsü Süleyman Özmen,” niyetlendiği orucunu, yedi kat göklerden gelen şehadet şerbeti ile açmıştı.

Özmen’in vefatının ardından, Ziraat Fakültesi’nde büyük bir tören düzenlendi. Dekan Şehabettin Elçi’nin ardından kürsüye gelen MHP Genel Başkan Yardımcısı Dündar Taşer, onun fedakârlığını şu sözlerle özetledi: “Süleyman hayatının başındaydı. Ne kapitalist ne burjuvaydı. Hepimiz için öldü. Süleyman sizlersiniz. Süleyman yaşayacaktır.” Ülkü Ocakları Birliği Genel Başkanı İbrahim Doğan ise konuşmasında adeta yemin etti: “Bu topraklar boyanmadıkça kana, bu kılıçlar girmeyecektir kına!”

Kimilerine göre bir kilometreyi geçen, hınca hınç bir kalabalık, onu omuzlarında Hacı Bayram Camii’ne taşıdı. Cenaze namazının ardından onlarca ülkücünün refakatinde İstanbul’a uğurlandı. Gece 23:30 sularında tabutu, İstanbul’da kendisi için hazırlanan yere konuldu. Sabaha kadar ülküdaşları başında nöbet tuttu, Yüksek İslam Enstitüsü öğrencileri Kur’an-ı Kerim okudu.

İstanbul’daki törenlerin ardından, o, İstanbul’da bir gurbetçiyken, şimdi tüm Türkiye’nin sevdalısı olarak, ebedi istirahatgâhına, Eyüp Sultan mezarlığına defnedildi. Süleyman Özmen, böylece Türk-İslam Ülkücüleri’nin kutlu şehitler kervanının en önünde, bayrağı taşıyan ilklerden oldu.

“O, hayatının baharında, bir lokma zeytin ve ekmek uğruna girdiği ateşte yandı. Gönül verdiği davanın ilk şehidi olarak, 22 yıllık ömrünü Türk’ün bitmeyen destanına mühürledi.”

← Ana Sayfaya Dön